15 Temmuz 2008 Salı

40 Hadis (Der: İsmet ÖZEL)

40 HADIS (Der:Ismet Ozel)
‘‘Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Kadınlar, güzel koku, gözümün nuru namaz.’’

‘‘Dünya müminin zindanı kafirin cennetidir.’’

‘‘İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibi madenlerdir. Cahiliye devrinde hayırlılarınız İslam devrinde de hayırlılarınızdır.’’

‘‘Sizden bir kimse, çirkin bir şey görürse onu eliyle değiştirsin, eğer buna gücü yetmezse diliyle tağyir etsin. Buna da gücü yetmezse kalben nefret etsin bu ise imanın en zayıf derecesidir.’’

‘‘Benim sözlerimi dinleyip de başka Müslüman kardeşlerine nakleden kimselerin Allah yüzlerini ağartsın. Şu üç şeye bağlı kalan kimsenin kalbi kendisine ihanet etmez; sırf Allah için amel etmek; idarecilere yol göstermek; cemaatten ayrılmamak. Böylelerinin duaları kendilerini korur.’’

‘‘Üç şey münafığın alametindendir. Söz söylediği zaman yalan söyler. Vaat ettiği vakit sözünden döner. Kendisine emanet edildiği zaman hıyanet eder.’’

‘‘Fakrım (fakirlik) fahrımdır.’’
‘‘Fukaralık az kalsın küfür olaydı.’’

‘‘Muhakkak Allah’u Teala Hazretleri sığır cinsinin otları dişleri arasında evirip çevirdikleri gibi tekellüfle konuşan ağzının içinde dilini dolaştıra dolaştıra belagat taslayan erkeklere buğz eder.’’

‘‘Ya Rasulullah, hangi amel daha faziletlidir? , dedim. O da: ‘Allah’a iman etmen ve onun yolunda savaşmandır’’

‘‘Ben ancak beşerim. Siz ise yargılanmak için bana geliyorsunuz. Biriniz hüccet getirmekte diğerinden usta olabilir. Ben ise işittiğim söze göre hüküm veririm. Şu halde bir kimseye, mümin kardeşinin hakkını alıp verirsem ona cehennemden bir parça ayırıyorum demektir.’’

‘‘Din kardeşinin yüzüne gülümsemen senin için bir sadaka; iyiliği emir, kötülükten nehyetmen senin için bir sadaka; delalet diyarında bir adamı irşad etmen senin için sadaka; yoldan taşı, dikeni ve kemiği atman senin için sadaka; kovandan din kardeşinin kovasına suyundan boşaltman da senin için bir sadakadır.’’

‘‘Müslümanların güzel gördüğü şey Allah indinde dahi güzeldir.’’

‘‘Ey cemaat siz şüphesiz, emir olunduğunuz şeye asla takat getiremeyeceksiniz yahut asla yapamayacaksınız. Lakin doğrultunuz ve kolaylaştırınız/ müjdeleyiniz.’’

‘‘Allah’ ı zikretmeden bir meclisten kalkan bir kavim, merkep leşi yanında kalmış gibi olur. Meclis onların nedametine sebep olur.’’

‘‘Yeryüzünde hiçbir Müslüman yoktur ki, herhangi bir dua ile dua etsinde Cenabı Hak ona istediğini vermesin veya o duasına mukabil, bir kötülüğü ondan menetmesin’. buyurdu. Cemaatten biri öyleyse çok dua ederiz dedi. Peygamber efendimizde;’ Allah’ın lütfu, ihsanı istediğinizden daha çoktur.’’

‘‘Allahu Teala, dünyada bir mümin kulunun sevdiğini alırsam o da bu musibetin sevabını sabır ve teslimiyetle benden beklerse onun mükafatı ancak cennettir buyurdu.’’

‘‘Kendinizden aşağı olana bakın, sizden daha üstün olana bakmayın. Çünkü bu, Allah’ın size olan nimetini tağkir etmemeniz için daha muvafıktır.’’

‘‘Evlat babanın haklarını ödeyemez. Ancak onu köle bularak satın alırda azat ederse o başka.’’

‘‘Ey çocuk Allah’ı muhafaza et ki, Allah da seni muhafaza etsin. Allah’ı muhafaza et ki onu karşında bulasın. İstersen Allah’tan iste. Yardım dilediğin vakitte Allah’tan dile. Bilmiş ol ki; Şu ümmet sana bir fayda vermek için ittifak etse Allah’ın takdir ettiğinden başka bir fayda veremez. Sana bir zarar getirmek için toplansalar Allah’ın takdirinden başka bir zarar yapmazlar. Kalemler kurumuş, sahifeler dürülmüştür.’’

‘‘Bir koyun sürüsüne salıverilmiş iki aç kurdun yaptığı zarar, servet ve mevki düşkünü bir adamın dinine yaptığı zarardan daha büyük değildir.’’

‘‘Cehennem nefsin arzu ettiği şeylerle, cennetse nefsin sevmediği şeylerle kuşatılmıştır.’’

‘‘Bir kimseyi Allah, Müslümanlardan işlerinin birinin başına getirirse onların hacetini görmekten ve fakirinden gizlenirse Allah’ da onun hacetini bitirmez.’’

‘‘Fetihten sonra hicret yok, lakin cihat ve niyet vardır.’’

‘‘Kıyamet gününde Âdemoğlu şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamaz. Ömrünü nerede, ne suretle harcadığından, yaptığı işleri ne maksatla yaptığından, malını nereden kazandığından ve nerelere sarf ettiğinden, vücudunu, sıhhatini nerede ve ne suretle yaptığından.’’

‘‘Zaiflerinin hakkı kuvvetlilerinden alınmayan bir millet nasıl temizlenebilir.’’

‘‘Bir kimse bir muahedi öldürürse cennet kokusunu koklayamaz. Halbuki onun kokusu kırk yıllık mesafeden duyulur.’’

‘‘Üç kişi vardır ki, Allahu Teala kıyamet günü onlara hitab etmez; onlara bakmaz; onlar tezkiye buyurmaz; onlar için acıklı azap vardır. Birincisi; çölde ihtiyacından fazla suyu olup da onu yolculardan esirger. İkincisi; metaını ikindiden sonra pazara çıkarırda daha evvel bu mala şu kadar, bu kadar para verdim diye yalan yere yemin eder ve müşteri de ona inanarak o fiyattan malını alır, halbuki hakikat öyle değildir. Üçüncüsü; o kimsedir ki dünyevi bir maksat için devlet reisine biat ve itaat eder. Devlet reisi ona istediğini verirse ona sadık kalır vermezse buğzeder. Ahdini ifa etmez.’’

‘‘Üç sınıf insan vardır ki Allahu Teala onlara iltifat buyurmaz, onları tezkiye etmez, korumaz, onlara rağmet nazarıyla bakmaz, onlar için can yakıcı azap vardır. Bir: zina eden ihtiyar. İki: yalancı emir. Üç: kibirli fakir ’’

‘‘Ademoğlunun bir dere altını olsa ikincisini ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder.’’

‘‘Arınmak imanın yarısıdır.Elhamdülillah sözü, mizanı doldurur. Sübhanallah ve‘lhamdülillah cümleleri de yerle gök arasını doldururlar. Namaz nurdur, sadaka bürhandır. Sabır aydınlıktır. Kuran senin lehine veyahut aleyhine hüccettir. Herkes sabahleyin işine gücüne çıkarda kendisini satar. Ya kazanır ya kaybeder.’’

‘‘Müminin işi taaccübe şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu meziyet yalnız mümine mahsustur. Zira o sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına bela gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır.’’

‘‘Peygamberimiz ‘‘Yollar üzerinde oturmaktan sakınınız’’ buyurmuştur. Ashab, ‘‘Yol üzerinde oturmak bizim için zaruridir, orada konuşuyoruz’’ Bunun üzerine Resuli Muhterem ‘‘Yol üzerinde oturmaktan vazgeçmiyorsanız, bu yolun hakkını veriniz’’ buyurdu. Ashab, ‘‘Ya Resulullah, yolun hakkı nedir’’ dediler. ‘‘Haram olan şeylere bakmamak, gelip geçeni rahatsız etmemek, selam almak, maruf olan şeyi emr, münker olan şeyden nehyetmektir’’

‘‘Resulullah sahabeye buyurdu: İslam’ın hangi esası daha sağlam? Oradakiler namaz dediler. ‘güzel ama o değil’ buyurdu. ‘Öyleyse ramazan orucu’ dediler. ‘Güzel ama o değil’ buyurdu. ‘O değilse cihattır’ diye karşılık buyurdular. ‘O da iyidir fakat değildir’ buyurdu ve devamla ‘imanın en sağlam bağı Allah için sevip Allah için buğzetmektir’’ dedi.

‘‘Titremene gerek yok. Ben kral değilim. Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum.’’

‘‘Rasulullah Nahl’de Meharib ve Gatafan kabileleriyle savaştı. Düşman Müslümanların bir gafletini görünce, Gavres b. elHalis denilen biri gelip kılıcıyla Rasulullah’ın başında dikilerek, ‘seni benden kimkurtarabilir ?’ dedi. Rasulullah: ‘Allah!’diye cevap verince kılıç elinden düştü. Bu sefer kılıcı Rasulullah eline alarak ‘Şimdi seni benden kim kurtarabilir?’ buyurdu. Gavres: ‘Esirinim, kıyma’ diye yalvardı. Hazreti Peygamber: ‘Allah’ tan başka tanrı olmadığına şahadet edermisin’ dedi. ‘Hayır; fakat seninle savaşmayacağıma ve seninle savaşanlara da yardım etmeyeceğime söz veriyorum.’ Diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah Gavres bin Halis’ i serbest bıraktı. Gavres arkadaşlarının yanına varınca, Rasulullah ashabının olduğu mahalle giderek: ‘İnsanların en hayırlısının yanından geldim.’ dedi ve sonra korku namazını anlattı.’’

‘‘Rasulullah; sözlerinde ve fiillerinde ileri gidip hadleri aşanlar helak olmuştur.’’

‘‘Seferden dönüyoruz, günahlardan tövbe ediyor ve rabbımıza ibadet ve hamd ediyoruz.’’

‘‘Şüphesiz ki sizler, kendinizden önceki milletlerin yoluna karışı karışına , arşı arşına, tıpatıp muhakkak uyacaksınız. O dereceye kadar ki, şayet o ümmetler bir kelerin deliğine girseler, siz de muhakkak onlara tabi olmaya çalışacaksınız.’buyurdular. Biz; ‘Ya Rasulullah bu ümmetler Yahudiler ile Hıristiyanlar mıdır?’ diye sorduk, Rasulullah, ‘onlardan başka kimler olacak,’’ buyurdu.

‘‘Hiçbiriniz ey hasara ve ziyana uğrayası dehr demesin, çünkü Allah dehr’dir’’

‘‘Arabın tekellüm ettiği en şiirli söz parçası Lebid’in şu sözüdür: Ela Küllü şey’in ma halel lahe batılu.’’: İyi biliniz ki, Allah’tan başka herşey batıldır.’’

Hiç yorum yok: